Monday, May 25, 2015

Barmouth Denizin Daglarla Birlestigi Yer

Uzunca bir haftasonunu evde gecirmek olmazdi deyip, planlar yapmaya basladik. Bir kopeginiz varsa gezeceginiz yerleri de kopeginize endeksli olarak secmeye basliyorsunuz. Mesela benim oglum #Chapkin yuzmeye bayildigi icin bir su kusuna donmus tatiller ayarlamaya ya da oyle yerleri daha cok istekli bir sekilde gormeye gore planliyorum gezilerimi ya da gezilerimiz.
Daha onceden de Galler ile ilgili bazi tiyolar almistim arkadaslarimdan onlarin da isigi altinda bir gune iki yer sigdiracak sekilde planlari yapmistim.
Sabah saat sekizde yola cikmak uzere anlasmistik, ben tabii bizim usul yolluklarimizi hazirladim, termosa cayimizi koydum, ekmekler, peynirler derken bir de baktim kasla goz arasinda cok guzel kiymali pogacalar yapiverdim. Ahmet'in deyimiyle cok da iyi gittiler yol boyunca cay ve pogaca oh ne ala. Tabii Chapkin'i da unutmamistim ona da iki tane peynirli pogaca yapmistim o da onlari afiyetle indiriverdi midesine. Bu arada Chapkin'a ben hicbirsekilde sogan yedirmiyorum birgun bunun nedenlerini de sizinle blog'da paylasacagim. Gun gectikce daha da tecrubeleniyor insan kopek bakiminda.
Neyse harika yerlerden gecerek, Barmouth'a ulastik, elbette amac once Chapkin'i bir sakinlestirmekti. Sabah hava yagmurlu oldugu icin yolumuz boyunca var olan guzellikleri tam da goremedik. Barmouth'a geldigimizde gozlerimize inanamadik. Dedim Afrika'ya mi geldik. Muhtesem degisik bir manzara vardi karsimizda. Denizin uzantisi kanalda (Cardigan Bay) deniz-kumsal karisimi alanda onlarca manda (ya da yoresel deyimle camis)'lar mevcuttu. Harika gorunuyorlardi ama maalesef o alanda yol cok dar oldugu icin durup, gorunteleyemedik.
Daha ileride daha sehre girmeden karsimiza bir ev cikti, kocaman bir evdi ve ozelligi cok da komik olacak sekilde bir saat kulesi olmasiydi. Evin de fotografini ancak donus yolunda evin kapinin onune park ederek cekebildik yollarin darligi yuzunden.

                         

Bu gordugunuz evden kisa bir sure sonra sehrin merkezine variyorsunuz. Cok degisik bir sahil kasabasi goruntusunde cunku burasi Irlanda ve Ingiltere daha once gordugum sahil kasabalarindan cok farkli. Bunu zaman zaman nedenleriyle ve bazi fotograflarla anlatacagim sizlere.

Barmouth daha once de yazdigim gibi girisinde Cardigan Bay'i takip ederek nefis manzaralarla geldigimiz bir yer. Burasi ayni zamanda Mawddach Nehri'nin de denizle birlestigi yer. Sehir kuzey-Bati Galler'de Gwynedd bolgesinde yer almaktadir. Galler'in Snowdania bolgesinin de batisinda bulunmaktadir. Guzel bir liman kenti, daha once kent cogunlukla gemi yapimiyla ve balikcilikla gecimini saglamis ama sanirim su anda turizm tum bu islerin onune gecmis cunku her milletten insanin akin ettigi bir sehir gorunumunu almis. Tum bu kalabaliga rahmen inatla temizligini en yuksek seviyede tutmayi da basarmis. Sehirde genel olarak ilk izlenim olarak dondurma ve balik & ekmek tuketiminin cok fazla odugu cunku herikisinde de uzun kuyruklar olmasi cok dikkat cekiciydi. Biz de elbette oglen yemegimizde balik-patates kizartmasi askimizi yerine getirdik ki bu biraz daha ozenli bir anlatim istiyor.

Sehre varinca ilk buldugumuz yere park ettik ama orasi sadece bir saatlik bir park alaniymis, o nedenle sonra alip aracimi deniz kenarinda buyukce bir otoparka koydum...4 saati 3 pound, turistik bir yer icin hic de fena degil ve 4 saatte bu sehir icin bence yeterli.

Sehirde yilda 3 kez yapilan Peaks Yatch Race - yelkenli yarislari da dunyanin heryerinden insanlari sehre cekme ozelligi gosterdiginden de onemli bir gecim kaynagi olma ozelliginde.

Daha once de belirttigim gibi burasi diger Irlanda ve Birlesik Krallik sahil kasabalarindan daha farkli. Her yerde balik veya yengec tutan amator balikcilar ve hatta kucuk cocuklar gormek mevcut. Genelde sakin olan dalgali denizinde sorf yapilan sahil kasabalarinin aksine burada cok fazla kalabalik goze carpmakta. Sehrin en onemli iki besin kaynasiginin dondurma ve balik-patates kizartmasi oldugunu anlamamiz dukkanlarin onundeki uzun kuyruklari gormemizle gecikmedi. Hemen hemen tum restaurant ve kafelerde deniz urunleri bulmak mevcut eee malum deniz kenarindayiz. 

Chapkin hemen kendini denize atti ben de cok ozenmedim desem yalan olur. Kac kez topu attik getirdi bilmiyorum. Daha sonra uzun kumsalin oldugu tarafa yurumeye basladik ama durun bu uzun kumsal kismina gecmeden once birkac fotograf paylasayim sizlerle.


Kumsal cok ilgincti uzerindeki tumsekler bana sanki kendimi sahra colunde yuruyormusum hissini verdi. Aslinda kumsal boyunca piknik yapan araplari ve bir de esek kiralayanlari dusununce sanki Arabistan'daymisim sandim kendimi. Denizin cok sig olmasi nedeniyle kayiklari denizin ortasina kadar goturmeye yarayan o turunculu is makinasi da resimde goruyorsunuz kumsalin ilginc goruntulerinden biri olarak kaldi dimalarimizda. Bu bilgiyi bana aktaran sevgili Onder'e tesekkurler.  Bu sehri diger sahil sehirlerinden ayiran bir ozellik de (Irlanda ve Buyuk Krallik'taki) daha kalabalik olmasi ve dukkanlarda cocuklar icin kumsalda oynamak icin rengarenk oyuncaklar ve mayolar satilmasinin yanisira alisageldigimiz hircin dalgalarin olmamasi ve surf yapan kimsenin olmamasi. Belki de havanin cok guzel oldugu bir gunde gitmis olmamiz da buna etken olabilir cunku internette sorf yapanlara ozgu fotograflar da mevcut. Sehrin guzelliklerinden birisi de sahili sehirden ayiran demiryolunun olmasi. Hele benim gibi demiryolu ve tren asigi biriyseniz eminim sizlerin de cok hosuna gidecektir. Fotograftaki mavi ejderhanin oldugu bina Dragon Theater, ejderhasi neden mavi onu  ben de bilmiyorum ama bildigim birsey var ki; o da Galler'in bayraginda kirmizi bir ejderha olmasi. 

Dikkat ettiyseniz binalar tas, degisik bir mimari gri rengin yesil dogayla, sari kumsalla ve denizin mavisiyle uyumu cok guzel. Ne de olsa Kelt'lerden bu gunlere uzaniyor diye dusunuyorum bu yapi tarzlari. Bu arada ana caddede yururken vitrininde bircok Kelt urununun oldugu bir hediyelik esya dukkaninin onunden gecerken vitrini beni deli gibi iceri cagiriyordu. Kelt dizaynlarina asik miyim neyim?



Gallere girdiginizde yol boyunca tabelalarin degistigini ve iki dilde yazildigini gormeye basliyoruz. Acaba diyorum gelik ile yani Irlanda dili ile bir yakinligi var mi diye bakiyorum ama pek de goremiyorum. Simdi bakiyorum da iki lisanin birbirinden ayri bir kokeni varmis aslinda bu nedenle de ayri olmalari cok normal. Para birimi tahmin edersiniz ki pound yada diger degimiyle sterlin. 

Sehrin kucucuk bir caddesi var, keyifle yuruyebilirsiniz. Sabahki yagmurlu kapali hava yavas yavas acip yerini gunesli bir havaya birakirken biz de yavas yavas daha keyifli hale gelmeye basladik, Chapkin tamamiyle kontrol disina cikti, kendini surekli sahile dogru goturtmeye calisiyor ama sahil Arap turistlerin piknik alanina donustugu icin oglumu zor da olsa tasmasinda tutmak zorunda kaldik. 

Sokaklarinda keyifli yuruyusler yaptiktan sonra dogal olarak karnimiz acikti. Daha once yapmis oldugum arastirma sonucunda patates kizartmalari ile Galler'in en iyisi odulunu almis Mermaid (Denizkizi) Restaurant'inda yemek yemek istedik. Restaurant'i ararken birkac kisiye sorduk ama takdir edersiniz ki sorduklarimizin hicbiri oranin yerlisi degildi.... Sonra bir adama sorduk Mermaid Restaurant'i nerede dedik ve cevap cok komikti denizde.... Hakikaten bazen boyle insanlarin varligi bizim icin cok gerekli tum gerginligini alip goturuyor. Neyseki bu adamcagiz lokantamizin yerini biliyordu. Hemen bir alt sokakta onunde uzun kuyruklar olan yer dedi. Gercekten de onunde korkunc kuyruklar vardi. Ahmet ve Chapkin'i bir yere oturturup ben kuyruga girdim. Beklerken de herkes birseyler konusuyordu, arkamdaki kadin hamileymis azimle bekledi ama cok yoruldugunu soyleyip durdu. Orada bekleyen kadinlardan biri tum ahiret sorularini sormaya basladi bu halime kizimiza tamam dedim kesin bu kadin bizden cunku hicbir Ingiliz bu kadar detay sormaz adama. Neyse patatesleri odul almisti onu zaten biliyorduk ama Ahmet'le ikimiz ayni anda aslinda balik odul almaliymis dedik ve cok lezzetliydi hem patatesler hem de balik. Balik-patatese 5 pound verdim, bir de Chapkin icin cocuk menusu almistim o da 2,5 pound. Ondan sonra ne aliyorsan para oduyorsun. Poset istersen para, sos istersen para, plaatik catal istersen para vs vs. Ama oraya giderseniz mutlaka kuyrukta bekleyin ve tadina bakin derim. Ben bir daha gittigimde baska birsey deneyecegim. Bir de guzel olani gunes altinda deniz kokusunu duya duya guzel bir oglen yemegi yedik. Yemek yedigimiz yer de baska bir restauranta ait disaridaki masalardi ve en guzeli kopekler icin cesitli yerlere su kabi koymuslardi. Eger siz restaurantin icinde yemek isterseniz dort masasi da mevcut ama sanirim guzel havalarda hicbiriniz bunu tercih etmezsiniz.

 

Yemekten sonra sehir turumuzu tamamlamaya devam ettik. Sokaklar gercekten cok sirin, bahcesinde kopegi ile guneslenen bir amcaya rastliyoruz gunes miydi icimizi isitan yoksa amcanin pozitif bakislari ve bize poz verisleri miydi bilemiyoruz. Birkac poz fotografini cekip, yolumuza devam ediyoruz. Artik Ingiltere'de surekli rastladigimiz bir pazara rastgeliyoruz aman cok uyduruk seyler var burada 😃. Biraz ileride disarida masalari olan sirin bir kafede rastgeliyoruz, bahcesinde kuru kafalar, budalar ve cesitli biblolar var. Icerisi ise daha da farkli bir mistik hava icersinde cesitli dukkanlar. Biz oturup bir kahve icemedik ama siz giderseniz keyfini surun derim. Cafe sanat kafe diye de geciyordu ama asil adi Ebeneezers Restaurant ya da Cafe Bar diye geciyor.

                         

Artik otoparka dogru yurumeye basladik bir gun icin iki yer planlamis oldugumuzdan yavas yavas donus yoluna cikmaya karar verdik. Donerken de sirin sirin dukkanlarin, disariya masa atmis kafelerin onunden gecerek tekrar sahile ulastik. Sahilde Boat House'da canli muzik esliginde gene bir yardim organizasyonuna tanik olduk. Ingiltere'de yasarken en cok gozlemleyeceginiz sey sanirim bu yardim organizasyonlari. Ben de birkac tanesine katildim. 

                          

Son olarak da tesadufen iki gun once Beyazshow'da cikan Erol Kose ile ayni gomlegi giymis bu sempayik adamin fotografini sizlerle paylasmak istiyorum. Ona TV'de bir unlunun ayni gomlegi giydigini anlatip, fotografini cekmek istedigimde cok mutlu oldu. Gercekten seviyorum ben Ingiliz insaninin candan halini. 
                   

Burada benim icin en guzel olan elbette sokaklarda herkesin kopegi olmasiydi. Bu beni gercekten cok mutlu ediyor, Belcika'dan alistigim birsey. Ingiltere'de her evde kopek var ama kopegi ile sehir merkezinde gezen cok az insan var ama burasi oyle degil o nedenle de sokaklar benim icin engelli kosu gibi surekli onlari sevmek icin durup, sevip yoluma devam ediyorum. 

Cok fazla yerlisine rastlayamasak da sehrin tadini cikarttigimizi dusunuyorum. 

Bundan sonraki blog yazimda birinci hedeften ikinci hedefimize giderken yolda gorduklerimiz var, onlar da gercekten cok guzeller. Keyifle okumanizi diliyorum. 

Sevgiler....

2 comments:

  1. Çok keyifliydi:)) Gitmiş gibi oldum..

    ReplyDelete
  2. Aycancim, daha iyi anlatilamazdi☺️

    ReplyDelete